HİPERODAKLI ÖYKÜLER


Hayata dair izlenimlerimizden idealara ulaşırken bunların kendimizle fazlasıyla ilgili olduğu,  soyutlaşmış ve oldukça kişiselleşen bir alana da girmeye başlarız. Sanatlarda soyut eserleri izlerken, kendi kavramsal çerçeveleri içerisinde bir irdeleme söz konusu olsa bile, Gözün odaklandığı ilgi alanlarının radikal bir eşitlik yaratabildiği görme biçimlerinde soyutlamaların daha büyük olgulara ve fikirlere ait alanlara dair temsiller olduğunu – veya fazlasıyla trajik, acı ile bezenmiş, esprili, karanlık veya aydınlık gerçekleri temelleştiren yapılara dönüştüğünü iddia edebiliriz.

Zaman-temelli ve metal üzerine baskısı yapılarak son şeklini alan seriler dijital medyayı izlenimci bir perspektiften okurken soyutlamalara dair bu görüşleri medya seyirciliği çerçevesinde incelemektedir. Prosedürel yöntemler aracılığıyla izlemesi yapılan dijital medya soyutlamalarında kullanılan teknikler sinemacılığın alanına giren film, görsel efekt yapımı ve fotoğraf sanatının gereçlerinden yararlanarak bir dijital üretim süreci yaratmakta, ve medya seyirciliğinde “hiperodaklılık” meselesini irdelemektedir.

Seriler film ve dijital medya seyirciliği kuramlarındaki tartışmaları da merkezine alırken, medya düşünümselliğini ve medya-olayını dijital medya çerçevesinde bir happening olarak okumaktadır. Arşivlenmiş medyayı ve gösterimi devam ederken kendi zaman çizgilerinde yasam bulan medya etkinliklerini birer buluntu obje -objet trouvé- olarak kullanan soyutlamalar çevresel felaketlerin karşısında durmayı hedefleyen hareketlerden de materyalist, formalist ve fiziksel bir üslupta esinlenirken medyanın kendisini, kendi içerisinde bir geri dönüşüm sürecine alır. Farklı siyasi, politik veya sosyal anlatılara ait olan, çoktan gerçekleşip bittiği için geçmişe terk edilmiş ve arşivlenmiş bir medyanın – veya medyaların -  dijital geri dönüşümü, ve; medya izleyicisinin bedensel performansına elektriği en iyi ileten materyallerden biri olan metali kullanarak sinirsel ve zihinsel süreçlere gönderme yapan uygulamalarla medya izleyiciliği, estetik transformasyon ve metamorfoz gibi konulara değinerek bunları dijital medya çerçevesinde tartışmayı hedeflemektedir.

Serilerdeki eserlerde dijital içerikler ve çeşitli medya olayları, gösteriler ve gösterimler hiperodaklı anlatılara dönüştürülerek soyutlanmış ve sıkıştırılmıştır. Video, film, fotoğraf, sosyal medya kanallarını kazandıkları temel anlamdan ayırarak farklı anlamları üzerinden okumaya yönelik bir girişim olan serideki işler soyutlamalar aracılığıyla yeni anlamlar yaratarak eskiyi görmesine ve anlamasına rağmen yenilenerek farklılaşan gerçekliklerin mümkün olup olmadığını sorgular. Sembolik olarak orijinallerinde üretilmiş veya muhtemelen üretilmesi amaçlanmış olan farklı boyutlardaki anlam yaratma süreçlerini Tekinsiz – Uncanny/Unheimlich - bir müdahale, travmatik ve marjinal bir okuma, ve alışılagelmiş medya yapım iş akışlarının tamamen tersine çevrilmesi aracılığıyla; ve, estetik bir haz yaratma ve ağırlama misyonuyla bir sorunsala işaret eder: “Yeni bir öykü anlatmak mümkün müdür?”




Dijitalin Hükmü II, 2019, 200 x 100 cm,
aluminyum üzerine CGI ve UV baskı, Sevil Dolmacı Sanat Galerisi.




The Dandelion, 2020, 100 x 100 cm,
aluminyum üzerine CGI ve UV baskı, Sevil Dolmacı Sanat Galerisi.




Kill Your Darlings, 2019, 100 x 100 cm,
aluminyum üzerine CGI ve UV baskı, Sevil Dolmacı Sanat Galerisi.




The Digital Rule I, 2019, 200 x 100 cm,
aluminyum üzerine CGI ve UV baskı, Sevil Dolmacı Sanat Galerisi.


© alaz.co

#CMYKbabe